Marmara Denizi’ndeki artan sıcaklıklar, ekosistemi tehdit ediyor. Uzmanlar, kirliliğin azaltılması ve koruma alanlarının artırılmasını öneriyor.
Marmara Denizi’nin ortalama sıcaklığı her yıl yükselirken, bu durum deniz ekosisteminde ciddi değişimlere yol açıyor. Artan deniz suyu sıcaklığı, balık göç rotaları, canlı yaşamı ve müsilaj riskini doğrudan etkiliyor. Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Barış Salihoğlu, artışın nedenlerini ve olası sonuçlarını değerlendirdi.
Prof. Dr. Barış Salihoğlu, 2024 yılının en sıcak yıl olduğunu belirtirken, bu yılın ortalamaya yakın seyrettiğini söyledi. Türkiye’yi çevreleyen denizlerde 1980’lerden bu yana sıcaklık artışı gözlemleniyor. Marmara Denizi’nin hem Akdeniz hem de Karadeniz’den etkilenen bir geçiş denizi olması, bu artışın nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Ancak Prof. Dr. Salihoğlu, bu artışın Avrupa’daki sıcak hava dalgalarının denizlere yansıması kadar belirgin olmadığını ifade etti.
Küresel ısınmanın yanı sıra, endüstriyel faaliyetlerin de sıcaklık artışında rol oynadığına dikkat çeken Prof. Dr. Salihoğlu, kıyıdaki endüstrilerin soğutma suyu kullanımının deniz suyu sıcaklığını yarım dereceye kadar artırabildiğini belirtti. Hava koşulları, rüzgarlar ve bulutsuz dönemler de bu yükselişi destekliyor.
Marmara Denizi’ndeki su geçişlerinin azalmasıyla deniz daha durağan hale geliyor. Bu durum, geçmişte yaşanan müsilaj ve oksijen azlığı gibi sorunları tetikleyebiliyor. Prof. Dr. Salihoğlu, canlıların yaşam risklerinin sadece sıcaklıkla değil, kirlilik ve avcılıkla da doğrudan ilişkili olduğunu vurguladı. Sıcaklığın artmasıyla bu faktörler birleşince canlılar için kritik bir durum oluşuyor.
Deniz tabanına bağlı yaşayan midye, istiridye, sünger ve mercan gibi canlı topluluklarının, sıcaklık yükselip oksijen düştüğünde göç edememeleri nedeniyle en büyük zararı gördüğü belirtildi. Ekosistem zayıfladıkça, farklı türler yerel türleri baskı altına alabiliyor, balıkların yumurtaları ve larvaları etkilenebiliyor. Yetişkin balıklar sıcak bölgelerden uzaklaşarak üreme dönemleri riske girebiliyor.
Prof. Dr. Salihoğlu, Marmara’nın ekosisteminin zaten değiştiğini belirterek, sıcaklık değişiminin balıkların metabolizmasını, beslenmesini, üreme dönemini ve göç davranışını değiştirdiğini söyledi. Akdeniz’deki istilacı türlerin Marmara ve Karadeniz’e doğru yayılması, gelecekte bu türlerin Marmara’da daha düzenli görülmesine neden olabilir. Daha serin ve oksijenli suya ihtiyaç duyan türler ise ‘habitat sıkışması’ nedeniyle Marmara’dan uzaklaşabilir. Hamsi, istavrit, sardalya, lüfer ve palamut gibi balıkların Marmara’da bulunma süreleri ve göç zamanları değişiyor.
Uzun vadede önlem alınmazsa oksijenin daha da azalacağı ve Marmara’nın ekolojik açıdan daha kırılgan bir denize dönüşeceği öngörülüyor. Prof. Dr. Salihoğlu, Marmara için bilimsel yöntemlere bağlı kalınması, ekosistemlerin daha dirençli hale getirilmesi gerektiğini vurguladı. Kirliliğin azaltılması ve koruma alanlarının artırılması, küresel bir sorun olan sıcaklık artışıyla mücadelede ana öncelikler olarak sıralandı.
Reklam & İşbirliği: [email protected]